ABD Başkanı Donald Trump’ın büyük umutlarla sunduğu ve yüksek gelir beklentisiyle hayata geçirilen “Altın Kart” vize programında beklenmedik bir başarısızlık yaşandı. Geçen yıl duyurulan ve eylül ayında uygulamaya konulan bu program, yalnızca 338 başvuru ile sonuçlandı. Hukuki belirsizlikler ve mali riskler nedeniyle yatırımcılar ve hukukçular, bu projeye mesafeli yaklaşmaları konusunda uyarıyor.
Varlıklı yabancıları hedefleyen bu vize programı, yatırım bedeli olarak 1 milyon dolardan başlayıp 5 milyon dolara kadar çıkabilen özel projeler için hazırlanmıştı. Ancak, sadece bir başkanlık kararnamesine dayanan yasal altyapısı nedeniyle, kongre onayı almayan bu programın, siyasi değişim durumunda tamamen iptal edilme tehlikesi bulunuyor. Ayrıca, 15 bin dolarlık başvuru ücretini ödeyen adaylar, hem yatırımlarını hem de oturum haklarını kaybetme endişesi taşımakta.
Trump ailesine yakınlığıyla bilinen göçmenlik avukatı Michael Wildes, Altın Kart başvurusu yapmak isteyenleri geri çevirdiğini belirterek, bu durumu “etik dışı” olarak değerlendirdi. Müvekkillerini korumak zorunda olduğunu vurgulayan Wildes, benzer şekilde diğer avukatlar da projedeki ciddi mali riskler nedeniyle müvekkillerine bu yatırımı tavsiye etmediklerini ifade etti.
Bazı yatırımcılar riskleri göze alarak sürece katılmayı tercih etse de uzmanlar, “yanıltıcı reklam” iddialarına dikkat çekiyor. Nijerya ve Pakistan gibi ülkelerden yapılan sınırlı sayıda başvurunun, paralarını kaybetme riski taşıdığı belirtiliyor. Avukat Mona Shah, sürecin belirsizliğine vurgu yaparak, müvekkillerine karşı dürüst davranarak riskleri anlattığını dile getirdi.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) tarafından sağlanan veriler, hükümetin sunduğu umut verici tablo ile gerçekler arasındaki büyük uçurumu gözler önüne serdi. Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in 100 milyar dolar gelir ve 80 bin vize hedefi koyduğu projede, yalnızca 338 başvuru talebi alındı ve işlem ücretini ödeyen kişinin sayısı sadece 165 olarak belirlendi. Ayrıca, daha önce iddia edilen “1.000 kart düzenlendi” bilgisi de gerçeklerle örtüşmüyor.
Son olarak, Altın Kart sahiplerinin vize başvurularında öncelik kazanmayacağı belirtildi. Yüksek nitelikli çalışanlara verilen EB-1 ve EB-2 vize kategorilerindeki başvuru sahiplerinin, Altın Kart yatırımcılarının önünde yer alacağı açıklanarak, bu durum programın cazibesini büyük ölçüde azaltmış oldu.