Ünlü Sinema İsimlerinden Sansüre Karşı Ortak Mektup! Aşırı Sağcı Medya Patronu İle İlişkiler Kopma Noktasında!

Fransa’da sinema sektörü ile büyük medya grupları arasında gerginlikler tırmanıyor. Cannes Film Festivali’nin başlangıcında patlak veren tartışmalar, kültürel alandaki “sansür”, “ideolojik baskı” ve “tekelleşme” konularını yeniden gündeme getirdi. Krizin merkezinde ise muhafazakâr iş insanı Vincent Bolloré’nin yönettiği Canal+ grubu bulunuyor. 600’den fazla sinema profesyoneli, Bolloré’nin Fransız sineması üzerindeki artan etkisini eleştiren bir açık mektuba imza attı.

ÜNLÜ İSİMLERDEN SANSÜRE KONTROL PROTESTOSU
Mektup, Cannes Film Festivali’nin açılışıyla eş zamanlı olarak yayımlandı. İmzacı isimler arasında Oscar ödüllü “Anatomy of a Fall” filminin yönetmeni Arthur Harari, ünlü Fransız oyuncu Juliette Binoche, fotoğrafçı ve yönetmen Raymond Depardon ile Fransız-İranlı sinemacı Sepideh Farsi gibi tanınmış isimler yer aldı. Sinemacılar, yayımladıkları metinde Fransız film endüstrisinin “aşırı sağcı bir patronun etkisi altına girmesi” riskine dikkat çekti. Açık mektupta, bu durumun yalnızca film içeriklerinin benzerleşmesine yol açmakla kalmayacağı, aynı zamanda kültürel üretimin ve toplumsal hayal gücünün ideolojik bir biçimde biçimlenmesine neden olabileceği vurgulandı.

MUHAFAZAKAR MEDYA ETKİSİ
Vincent Bolloré, uzun zamandır Fransa’daki muhafazakâr medya yapısının en etkili figürlerinden biri olarak tanınıyor. Canal+ dışında televizyon kanalları, yayınevleri ve medya şirketlerinden oluşan geniş bir imparatorluğu yöneten Bolloré’nin özellikle sağ görüşlü CNews üzerinden kamuoyunu etkilediği daha önce de tartışılmıştı. Canal+ bünyesindeki StudioCanal, Avrupa’nın en büyük film yapım ve dağıtım şirketlerinden biri olarak öne çıkıyor ve son dönemde Amy Winehouse’un hayatını konu alan “Back to Black” ve “Paddington in Peru” gibi yüksek bütçeli projelerle dikkat çekiyor.

İMZACILARA YASAK GETİRİLDİ
Tartışmanın büyümesine neden olan gelişme ise Canal+ CEO’su Maxime Saada’nın Cannes’da yapmış olduğu açıklamalardı. Saada, yayımlanan mektubu Canal+ çalışanlarına yönelik “haksız ve saldırgan” bir girişim olarak nitelendirirken, açık mektubu imzalayan isimlerle çalışma arzusunun kalmadığını belirtti. Bu açıklama, Fransız sinema camiasında “kara liste oluşturuluyor” düşüncelerini gündeme getirdi.

TÜM SEKTÖRDEKİ FELAKET RİSKİ
Açık mektupta, Canal+’ın Fransa’nın en büyük sinema zincirlerinden UGC’de hisse satın alma planına da dikkat çekildi. Sinema temsilcileri, Bolloré’nin 2028 yılına kadar şirketin tamamını kontrol etmeyi hedeflediğini ve bunun sinema sektöründe üretimden dağıtıma, sinema salonlarından televizyon yayınlarına kadar uzanan büyük bir güç yaratacağını savundu. İmzacı sinemacılar, Bolloré’nin ideolojik etkisinin film içeriklerine sınırlı yansıdığını ancak bunun uzun vadede kalıcı olmayabileceği uyarısında bulundu. Açıklamada, Fransız sinemasının siyasi ve ekonomik baskı altında yön değiştirme riskiyle karşı karşıya olduğu belirtildi.

Author: Can Arslan